Ey insanlık, nereye?

Son zamanlarda çok sıklıkla ‘insanlık’ hakkında bir şeyler duyduğumu, okuduğumu ve buna bağlı olarak da sorguladığımı fark ediyorum. Sanırım sizler de benzer bir durumdasınızdır.. Nasıl olmayalım ki? Her gün görsel ve yazılı basında “insanlık dışı olay, insanlığa aykırı, insanlık kayboldu…” gibi manşetler altında, insanın kanını donduran, dehşete düşüren, ürküten, bazen de midesini bulandıran haberler izliyor veya okuyoruz. Sürekli korku filmi izler gibiyiz, hatta izlemeyi geçtik, filmin sahnesinde her an yer alabilir konumdayız… Para, güç, toprak, devlet, din adına veya kıskançlık, hırs, öfke gibi yoğun duygularla vahşet ve canavarlık kol kola girmiş, ‘insan kılığında’ elini kolunu sallayarak geziyor…EY İNSANLIK NEREYE? diye bağırmak istiyorum.

İlk çağlarda günlük yaşamsal ihtiyaçları doğrultusunda akıl ve mantığını kullanarak yeni keşifler ve icatlar gerçekleştiren insan, teknolojik olarak bugün, tüm evrene hakim olmak yolunda, şaşırtıcı bir noktadadır. Teknolojiyi üretmekteki ‘iyi niyet’in, kişisel ve toplumsal çıkarlar uğruna ‘ard niyet’e dönüşmesi, insanlığın en büyük tehlikesi olmuştur. Mehmet Akif ERSOY’un İstiklal Marşı’nda yazdığı gibi, 'Medeniyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar? olma yolunda ilerleyen insanlık, binlerce yılda yarattığı medeniyeti, kendi elleriyle birkaç saatte sonlandırmaya doğru koşar hale gelmiştir.

İnsan düşünmeye başladığından beri, “insanın nereden geldiği” sorusuna cevap aramış ve tek tanrılı dinlerin or­taya çıkması ile bir cevap bulunmuştur. Bu bulunan cevap, araş­tırmaktan yorgun düşen insanın, büyük tek bir varlığa teslimiyeti olmuş ve ortaçağ boyunca düşünce, yerini inanışa bırakmıştır. Ortaçağ, insanlık tarihinde, din ve tanrı adına, ‘inançlar’ üzerinden toplu cinayetler ve savaşların başladığı bir çağ olmuştur.

Endüstri Devrimi ile toprağa bağlı yaşamaya alışmış top­luluklar, kentlerde yapay bir dünyada yaşamaya zorlanmışlar­dır. Kültürel farklılıklar, yaşam standartlarındaki ani değişimler, ekonomik çarpık gelişimler, yeni şartlar altında değişen ve artan ihtiyaçlar, insanın ‘hep daha fazlasına/ iyisine’ yönelik bitmez bilmeyen içsel dürtüleri ve sahip olduklarını kaybetme korkuları, ‘insanlık’ için tehlike çanlarının çok ciddi çalmaya başladığı süreçlerdir. İnsan Rönesans ile kazandığı ‘bireyselleşmeyi’, endüstrileşme sürecinde ‘bencilleşmeye’ terk eder olmuştur ki, bence ‘insanlık’ için çok önemli bir tehlike işte burada ortaya çıkmıştır.

Elde edilen sermaye, yaşam standartları, bilgi birikimi ve teknolojik gelişmelerle yaşam koşulları gittikçe iyileşirken; iç ve dış dengeler değişmeye başlamıştır. Daha üst seviye teknolojiye sahip olmak, ‘güç’ sahibi olmak anlamına gelmiş ve bu ‘zayıf’ olana/ kalana tehdit oluşturmuştur. Tehdit altında kaldığını hisseden bireyler ve de ülkeler, doğal olarak, başka ‘güç’ dengeleri oluşturmaya, ekonomik çıkarlar için ittifaklar kurmaya veya bir din gibi, ırk gibi ‘güç’e sığınmaya çalışmışlardır. Soğuk ve sıcak savaşlar ile ‘insanlık’ başka bir yara almıştır, “ya bendensin/benimsin/ benim yanımdasın, ya da yok ol”

Teknolojik gelişmeler, makineleşme ve üretimin hızlı temposu ile insan, günlük yaşamın çarkında dönüp dururken; duygularından, değerlerinden, yakın/sosyal ilişkilerinden hatta kendinden uzaklaşmış, daha çok başarı, daha hızlı yaşam, daha çok üretim ve tabiî ki daha çok tüketim gi­bi bir yarışa girmiştir. İnsanı ‘insan’ yapan duygusal ve manevi değerlerden kopuş, “kimim ben? Nereye gidiyorum? Yaşamdaki sorumluluklarım ne? …” gibi varoluşsal anlamlandırmayı sağlayacak sorgulamaların yeterince yapılmaması, insanı robotlaşmış bir nesneye dönüştürür duruma gelmiştir..

‘Eli testereli sevgili’, ‘bıçaklı koca’, ‘silahlı maganda’, ‘trafik canavarı’ ve ‘canlı bomba’ lar, hepimiz için toplumsal büyük bir tehlike ve gittikçe katlanarak büyüyor. Bu tehlikeye “dur” demeliyiz! Bunun için, insanın yaradılışında var olan ‘iyi ve olumlu’ değerleri yeniden vurgulamak, ortaya çıkartmak ve de ‘ insanlık’ için evrensel değerlere, insani ihtiyaçlara önem vermeliyiz.. Bu ülkede yaşayan bir kadın, anne ve eğitimci olarak benim hala umudum var, çocuklarımıza daha ‘ barışçıl bir dünya’ bırakmak için buna mecburuz.

Hep birlikte yeniden, ‘insana yaraşır, insanca yaşam’ değerlerimizi gözden geçirebilir, çağın ihtiyaçlarına göre düzenleyebiliriz…‘İnsanlık’ çokça sevgi ve saygıyla yeniden hak ettiği anlama/ değere gelecektir. Yaşamak ve yaşatmaya destek vermeniz dileklerimle…

#insanlık #medeniyet #sorgulama #para #güç #insan #teknoloji #insanca

Henüz etiket yok.

.

​© 2014 Esra Savaşan, Yeni 1 Sayfa

Tüm hakları saklıdır.

Kaynak göstermeksizin kullanılamaz.

  • Instagram Social Icon
  • Twitter Social Icon
  • Facebook Social Icon